Kayıp, herkesin görebildiği yaradır. Ardından ağlanır, arkasından konuşulur, bir taşa kazınır. Gürültülüdür; gelişini duyurur, gidişini haykırır. İnsan kaybını görür, tanır, bir köşeye koyar. Oysa onu asıl değiştiren, bu gürültünün değil, altında kalan sessizliğin işidir.